hava oralarda nasıl?

ayaklarım üşüyor.

Futbola ilgimin sıfır olmasi.

yol arkadaşım.

aytuğ yanıma geldikten sonra insanın yol arkadaşının yanında olması ne güzelmiş onu anladım.

iş bulma stresi beni şimdiden sardı, öyle ki rüyamda bile mülakata girer oldum. bugün yine ağlıyordum, ya giremezsem diye.

üzüldü ve dedi ki;

seni bu dünyada  bi tek ben ağlatabilirim, o da ertesi gün gönlünü alabilmek için.

ben seni daha çok nasıl sevebilirim ki?

Bi daha seninle konuşmıycam Aytuğ dedim,

Ne konuşmaması be, sen benimle evlenceksin evlenceksin dedi.

Anonymous said: öhöm öhöm

hede hödö

Aylardan olmuş “en sevdiğim.” Günlerden olmuş yine “en sevdiğim.”
Hem yirmi birinci gün hem de eylül. Sevgilim uyuyalı olmuş birkaç saat.
Birkaç saat önce ayrılmış ellerimiz, o evine doğru yürümüş beni eve bırakıp.
Biliyorum ki beş dakika uzaklıktaki sokakta oturuyor.
Biliyorum ki gel desem gelir. Bazen kızıyorum başka şeylere üzülüp,
Bazen o bana kızıyor. Sigarayı bırakamıyorum diyor mesela. 
Tamam da sevgilim beni bir dinle diyor çoğu zaman. 
Bazen konuşmuyoruz saatlerce, eski günlerde ah bir yan yana olsak diye içlendiğimiz günleri unutarak.
Bazen ikimizde birbirimize kızıyoruz ve anlatmıyoruz. 
Sonra görünce geçiveriyor. Yürüyünce Adalar’da, közlenmiş mısır yiyince geçiyor.
Biz özel günleri kutlamadık hiç. Çoğu zaman doğum günlerimizi bile.
Biz birbirimize hiç pahalı hediyeler almadık. Pahalı yerlerde hiç yemek yemedik mesela.
Çoğu zaman yol parası vermekten parasız kaldık, bir kere köftelik bulgurdan pilav yapmıştık.
Çoğu zaman zor geçti, düşünsenize kavga ediyorsunuz ve sevgilinizin yüzünü göremiyorsunuz.
Bir keresinde o kadar büyümüştü ki mevzu, tam tez yazdığımız zamanlar dayanamayıp gelmişti Aytuğ.
Çoğu zaman benim okulum, projem ya da stajım olduğundan gezemedik. Şehrimiz Eskişehir oldu, küçük çaycıları bile biliyoruz artık.
Ama geçen bu vakitte ben hep şunu dedim, Aytuğ beni seviyor ya başka hiçbir şeyin önemi yok.
İkimizde son birkaç gündür zor zamanlar geçirdik. Hatta hâlâ geçiriyoruz diyebilirim. Ama bu günlerin de geçeceğini biliyoruz ve gün geldiğinde bugün yaşadığımız sıkıntıyı anımsayıp şükredeceğimizi de…
Bazen kızıyorum, düşünemiyor neden diyorum. Eskiden her geldiğinde çilekli hoşbeş alırdı mesela diyorum.
Onunla içtiğim ilk içeceğin halkasını saklıyor mesela. Yediğim çokomel kabını. Sen giderdin, saçlarını toplar saklardım diyor.
Ben de yazılar yazıyorum ona. Sakladığı bir kutu var, üç kitaplık defter olmuş yazdığım. 
Bizim küçük bir hayatımız var, sorunlarla dolu. Sıradan bir hayatımız var. 
Ama bir bonsai ağacını ekmek için ayın 21’inin beklendiği bir hayat.. Yumurta pişiremediğim için  Aytuğ’un “egg timer”  aldığı bir hayat..Bütün mutfak dolaplarını ben uyurken tek tek tamir ettiği bir hayat.. Benimle yaşamak için benim şehrime taşındığı bir hayat…
Biz çok farklıyız diyemeyeceğim. Herkesin sevgilisine beslediği sevgi farklı gelir ya. Biz sıradan iki insanız, sadece birbirini çok seven iki kişiyiz.
İyi ki sevdik.
 

Aylardan olmuş “en sevdiğim.” Günlerden olmuş yine “en sevdiğim.”

Hem yirmi birinci gün hem de eylül. Sevgilim uyuyalı olmuş birkaç saat.

Birkaç saat önce ayrılmış ellerimiz, o evine doğru yürümüş beni eve bırakıp.

Biliyorum ki beş dakika uzaklıktaki sokakta oturuyor.

Biliyorum ki gel desem gelir. Bazen kızıyorum başka şeylere üzülüp,

Bazen o bana kızıyor. Sigarayı bırakamıyorum diyor mesela. 

Tamam da sevgilim beni bir dinle diyor çoğu zaman. 

Bazen konuşmuyoruz saatlerce, eski günlerde ah bir yan yana olsak diye içlendiğimiz günleri unutarak.

Bazen ikimizde birbirimize kızıyoruz ve anlatmıyoruz. 

Sonra görünce geçiveriyor. Yürüyünce Adalar’da, közlenmiş mısır yiyince geçiyor.

Biz özel günleri kutlamadık hiç. Çoğu zaman doğum günlerimizi bile.

Biz birbirimize hiç pahalı hediyeler almadık. Pahalı yerlerde hiç yemek yemedik mesela.

Çoğu zaman yol parası vermekten parasız kaldık, bir kere köftelik bulgurdan pilav yapmıştık.

Çoğu zaman zor geçti, düşünsenize kavga ediyorsunuz ve sevgilinizin yüzünü göremiyorsunuz.

Bir keresinde o kadar büyümüştü ki mevzu, tam tez yazdığımız zamanlar dayanamayıp gelmişti Aytuğ.

Çoğu zaman benim okulum, projem ya da stajım olduğundan gezemedik. Şehrimiz Eskişehir oldu, küçük çaycıları bile biliyoruz artık.

Ama geçen bu vakitte ben hep şunu dedim, Aytuğ beni seviyor ya başka hiçbir şeyin önemi yok.

İkimizde son birkaç gündür zor zamanlar geçirdik. Hatta hâlâ geçiriyoruz diyebilirim. Ama bu günlerin de geçeceğini biliyoruz ve gün geldiğinde bugün yaşadığımız sıkıntıyı anımsayıp şükredeceğimizi de…

Bazen kızıyorum, düşünemiyor neden diyorum. Eskiden her geldiğinde çilekli hoşbeş alırdı mesela diyorum.

Onunla içtiğim ilk içeceğin halkasını saklıyor mesela. Yediğim çokomel kabını. Sen giderdin, saçlarını toplar saklardım diyor.

Ben de yazılar yazıyorum ona. Sakladığı bir kutu var, üç kitaplık defter olmuş yazdığım. 

Bizim küçük bir hayatımız var, sorunlarla dolu. Sıradan bir hayatımız var. 

Ama bir bonsai ağacını ekmek için ayın 21’inin beklendiği bir hayat.. Yumurta pişiremediğim için  Aytuğ’un “egg timer”  aldığı bir hayat..Bütün mutfak dolaplarını ben uyurken tek tek tamir ettiği bir hayat.. Benimle yaşamak için benim şehrime taşındığı bir hayat…

Biz çok farklıyız diyemeyeceğim. Herkesin sevgilisine beslediği sevgi farklı gelir ya. Biz sıradan iki insanız, sadece birbirini çok seven iki kişiyiz.

İyi ki sevdik.

 

Bir cumartesi günü aktivitesi olarak Adalar’da yürüyüp, ardindan bir banka oturmak ve kitap okumak. 
Sehir Eskişehir vesselâm. ^-^

Bir cumartesi günü aktivitesi olarak Adalar’da yürüyüp, ardindan bir banka oturmak ve kitap okumak.
Sehir Eskişehir vesselâm. ^-^

ismailabim:

bir mektuba nasıl başlanmamalıdır*

ismailabim:

bir mektuba nasıl başlanmamalıdır*

kitap okudum, yine uykum gelmedi. halbuki murphy’e göre gelmeliydi. hayır gece oturdukça karnım da acıkıyor, Allah’tan eve bisküvi, ekmek falan almıyorum. yoksa hepsini tüketmiştim.

madem yapacak bir şey yok, şuraya bir şiir bırakayım.

"Seni günlere böldüm, seni aylara 
Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim 
Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla 
Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi 
Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında. 

Şiirler söylenir, şiirler biter 
Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da 
Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin 
Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa”

uyuyabilene iyi geceler, benim adım neptün olsun.

uzayın derinliklerinden.

"Kombiyi acsam mi ki yiaa? 
Aman iki kat pijama giyerim, param gitmesin. 
Off cok soğuk. “
ESKISEHIR’E KIŞ GELDI DOSTLAR. :(

"Kombiyi acsam mi ki yiaa?
Aman iki kat pijama giyerim, param gitmesin.
Off cok soğuk. “
ESKISEHIR’E KIŞ GELDI DOSTLAR. :(