Bir garip akan ırmak, 22 ∞ Black Moustache

Başlangıç.

Her şeyin güzel olacağı bir başlangıç olsun istiyorum, fakat ne hevesim var ne de gücüm.

Keşke birazcık daha güçlü biri olsaydım.

Eylül

Sevgili kızım Eylül,

Böyle düşününce çok garip oluyor, 

Sevgili kızım Eylül, adına yazılan bir şarkıyı dinliyorum. 23 yaşındayım ve yıllardan 2014. Şarkıyı dinliyorum ve bir yandan hayatımı, kendimi düşünüyorum.

Sevgili kızım Eylül, eminim İzmir’de bir Eylül öğleden sonrası gibi pırıl pırılsındır. Saçların biraz dalgalıdır belki, Aytuğ’un saçları gibi. Gürdür belki, benim saçlarımın aksine. Uzatmışızdır senin saçlarını da.

Adını tekrarlıyorumdur, Eylül diyorumdur kimsenin söylemediği kadar içten.

Sevgili kızım Eylül, 23 yaşındayım ve çok yorgunum. Ama ne yapıyorsam, senin için yapıyorum. “Benim annem hem doktor, hem mühendis, hem bankacı, hem terzi” diyemeyeceksin belki ama “Benim annem iki diploma almış” diye söylediğinde ve bu sana hayatla ilgili bir şeyler kattığında dünyanın en mutlu insanı olurmuşum gibi geliyor.

Eylül, güzel Eylül… İzmir’de içime dolan güneş ve deniz kokusu kadar huzurlu kızım, sevgili kızım Eylül. 

Hayatın ne kadar yorucu olduğunu anlatıp seni üzmeyeceğim, bu hayatta güzel şeyler de oluyor. Daha çok gencim, seninle tanışmamıza ne kadar var daha?  Neler yapmış olacağım o güne kadar, kim olacağım? Aytuğ ve ben çok yaşlı olacak mıyız acaba? Belli ki iki malzeme mühendisinin kızı olmak garip olacak, Aytuğ’un yanaklarını sündürüp “yanaklarını elastik deformasyona uğrattım babaa” diyebileceksin mesela.

Sevgili kızım Eylül, Aytuğ benim yol arkadaşım, hayattaki en büyük destekçim. 29 Aralık 2011’den beri, her günümü ona anlatıyorum. Yaşadığım her saniyeyi onunla paylaşıp, her şeye onunla gülmek istiyorum. Az önce mesaj atmış “Seni seviyorum” diye, içim gidiyor. Özlüyorum da çok. Böyle derin bir of diyorum içimden bazen, Aytuğ olsa biraz daha kolay olurdu her şey diyorum. Ben öyle deyince de ben hep seninleyim diyor. Kalbi hep benimle de, ben ağladığımda hep sarılmak istiyorum. Ondan güç almak istiyorum, ama o da olacak. Çok çaba harcıyoruz ama olacak. Dua ediyoruz hep, Allah yüzümüzü güldürsün diye. Bizim en büyük desteğimiz de ona olan inancımız oluyor işte.

Yol uzun Eylül, yol adın kadar güzel. Çünkü birini sevmek çok güzel. Bir gün gelip seninle tanıştığımızda, seni hayatımıza kattığımızda umarım ikimiz de,Aytuğ ve ben, daha güçlü, hayattaki emellerine ulaşmış ve birbirini sevmeyi hiç bırakmamış iki insan oluruz.

Beyaz koltuğumuz ve büyük televizyonumuzla beraber.

Mevsimlerden ilkbahar, 

Duygulardan umudu yaşıyorum.

Eylül, sonsuzluğun başlangıcı olsun.

Saat olmuş sabah 05.40, karnım öyle aç öyle aç ki anlatamam. Bir de boğazım çok acıyor, çok mu konuşuyorum o yüzden mi geçmiyor bu ağrı? Son olarak uyumayı ne kadar çok sevip, ona bir o kadar kavuşamadığımı belirtiyor ve buradan şimdilik ayrılıyorum.

Cancanlaar,

Çift anadala başlama sebebim, yol haritamı çizen fabrikanın Ford Otosan’ın mülakatını geçmişim, yaza Ford’dayım. 

Allah devamını da getirsin.

:)

Bir de şöyle bi sey var… Sapka sorunsali… Sapka takmayi seviyorum, mevsim fark etmeden. Lakin bu tarz sapkalar taktigimda sokakta ciplak dolasiyormus gibi bakiyorlar ve bunu cok anlamsiz buluyorum. Basit bir sapka. Bugun bi kiz yanindakine aaa sapka takmis bile dedi. Sanki dünyanın en absürd hareketi, sanki sokakta amuda kalkip yurudum. Yapmayin böyle şeyler, sapka devrimi 1925 yilinda yapilmisti.

Bir de şöyle bi sey var…
Sapka sorunsali…
Sapka takmayi seviyorum, mevsim fark etmeden. Lakin bu tarz sapkalar taktigimda sokakta ciplak dolasiyormus gibi bakiyorlar ve bunu cok anlamsiz buluyorum. Basit bir sapka. Bugun bi kiz yanindakine aaa sapka takmis bile dedi. Sanki dünyanın en absürd hareketi, sanki sokakta amuda kalkip yurudum.
Yapmayin böyle şeyler, sapka devrimi 1925 yilinda yapilmisti.

Mutluluğumuzu kursağımızda bırakan arkadaşlarımız,

negatiflikleriyle bizi negatifliğe gömen arkadaşlarımız…

Gec gelen cumartesi sabahi.
Sabah yataktan temizlik yapmaliyim diye kalkinca, kahvaltimi öğlen yapmak zorunda kaldım. 
Odan hijyen kokuyor.

Gec gelen cumartesi sabahi.
Sabah yataktan temizlik yapmaliyim diye kalkinca, kahvaltimi öğlen yapmak zorunda kaldım.
Odan hijyen kokuyor.

"Yazı yazmayı özlemişim" yazısı

Geleceğim dedim, geldim.

Uzayın derinliklerinden, mavi bir noktadan sesleniyorum her zamanki gibi. Yorgun bir mühendis adayının, yorgun ama şikayetçi olmayan hayatının kesiti.

Nasılsın diye giresim geldi söze, ee naber ya der gibi sıcak bir konuşmaya başlamak istedim. Ya da ee nasılsın görüşmeyeli, çok şey değişti mi gibi.Sonra söze beni sorarsan iyiyim diye devam edeyim madem.

Beni sorarsan…

İyiyim evet, iyiyim ama çok yorgunum.

Bildiğin üzere geçen hafta sınav haftamdı. Hayatımda ilk defa bu kadar az sınava girdim lakin derslerim galiba çok zor, ya da benim IQ’um biraz düşük. AYKÜÜ diye tekrar ettim içimden bu kelimeyi. Neyseee. Çok yorulmuştum, geçen hafta cuma günü dinlenmeye karar verecektim ki hayat buna tabi ki izin vermedi sevgili uzaysever,canım uzaysever.

Cuma günü eve gelip dinlenecektim, o gün de bir işim çıktı ama hiç hatırlamıyorum. Hani kararsız kaldığım bir konu vardı, Arçelik mi Eczacıbaşı mı diye. Biliyor musunuz bilmem, tezimi Eczacıbaşı’nda yapıyorum. Bu mevzu da sınavla ilgili idi. Staj için sınavı ikisinin de cumartesi sabahı idi. Lakin Arçelilk’in sınavına girdim. Genel yetenek ve dil sınavıydı. Sınavdan çıktım, dünyanın en güzel etkinliklerinden birine gittim. Fakülte ormanı için fidan dikmeye.FİDAN DIKMAAĞAA. İki fidan aldım, biri Aytuşum için biri de benim için. Şimdi o iki fidan Muttalip Mevkii’nde büyümekteler. Neyse, o kadar toz toprak dolu bi gündü ki. Zaten sınav haftası uykusuzluktan beynim durmuştu, bir de fiziksel yorgunluğu ekledim. Neyse, eve gider uyurum diyordum. uyumak benim en sevdiğim şey galiba. Hidroana için aradılar.

Evet, hayatımdaki yeni bir gelişme. Artık ben de Hidroana ekibindeyim. Hidroana okulumuzun hidrojenle çalışan arabası diyip geçiyorum

Cumartesi akşamı da dinlenemeden, pazar sabahına uyandım.

Pazar sabahı öyle bir uyandım ki sormayın, aşırı derecede karnım ağrıyordu ve midem bulanıyordu. Bağırsaklarım bozulmuştu ayıp olmasın diye söylemeyecektim lakin ishal olmuştum ve midem bulanıyordu. O halde YDS’ye girdim. YDS’ten çıktığımda o hafta beni bekleyen

İki sınav

İki deney raporu (biri formal olmak üzere)

İki ödev

Bir sertifika töreni

Üç quiz

ve bir deney bekliyordu.

Ve ben pazar günündeydim, hangi birini yapacaktım?  YDS’den çıktıktan sonra SOLIDWORKS sınavına çalışmaya karar verdim, yapamayınca yapamıyorsun. Çizim bıdı bıdısı neticede. Ve ertesi güne de yazılacak bir raporum vardı.

Bunu yapacak gücü toparlamaya çalışırken, hasta oluverdim. Pazartesi günüm yine Acil’de serumlarla geçti. Bir de üzerine grip oldum.

Uyuyamadım iki hafta, cumartesi gelse de uyusam diye bekledim durdum. 

Yoruldum çok ama mutluyum.

Huzurluyum.

Sanırım yapmak istediğim şeyi yapıyorum. Yetişmeye çalışmak bana çok şey öğretiyor ve ben öğrenmeyi çok seviyorum.

Anlatacak çok şey var be cancanlar,

Hidroana güzel bir gelişme oldu mesela. Bugün atölyedeydik. Bir gün onunla ilgili de bir şeyler yazarım.

Sertifika töreni de güzeldi ayrıca. Mühendis olmak negzel diyesim geldi.

Yakın zamanda buraya fidanların ve sertifika töreninin fotoğrafını koyarım.

Hayatıma şu an dahil olup, kelimelerimi itinayla okuyorsan sana da teşekkür olsun sevgili okuyan.

Güzel şeyler yapın, kendinizi mutlu edin.

Eskişehir’den sevgilerimle.

http://grooveshark.com/s/Blowin+In+The+Wind/38yPxq?src=5

"aşkın aşkla çarpımı

nedendir bilinmez

garip bir şekilde

hep sonsuzdur.”